Ben Cem.
Otuz altı yaşındayım ve bu hikâyeyi yazdığım gün, <
Saat babamındı.
Ben askere gitmeden önce vermişti.
“Zamanı tutmaz ama seni tutar,” demişti.
Ne demek istediğini o zaman anlamamıştım.
2016 yazıydı. Bursa sıcaktı.
Bir tekstil atölyesinde ustabaşıydım.
İşim gücüm vardı ama içimde hep acele eden bir şey vardı.
Neye yetiştiğimi bilmiyordum.
Babam o yaz hastalandı.
Hastaneye gidip geldik.
Ben çoğu gün “yarın gelirim” dedim.
Yarınlar bitmiyormuş gibi.
Bir sabah telefon çaldı.
Kısa bir konuşma oldu.
Uzun bir sessizlik kaldı.
Cenazede saatime baktım.
Durmuştu.
Pili değil, içi bitmişti sanki.
Günler sonra atölyeye döndüm.
Makinalar çalışıyordu.
Herkes aynıydı.
Sadece ben gecikmiştim.
O günden sonra saati tamir ettirmedim.
Hâlâ kolumda.
Zaman göstermiyor.
Ama bana şunu hatırlatıyor:
Bazı şeylere geç kalınca,
saatler çalışsa da
zaman duruyor.

