Hayatta Başarılı Olmak İçin Hiçbir Zaman Geç Değil.

Benim adım Oğuz.
Yirmi sekiz yaşıma girdiğim gün, içimde tuhaf bir ağırlık vardı. Pastadaki mumları üflerken aklımdan geçen tek şey şuydu: “Geç kaldım.”

Lisede iyi bir öğrenciydim. Üniversiteye girdim ama bölümümü sevmedim. Yarım bıraktım. Sonra tekrar başladım, bu sefer bitirdim ama o alanda çalışmadım. Askerlik, geçici işler, çağrı merkezi, kısa süreli satış pozisyonları… CV’m doluydu ama içim boştu.

Sosyal medyada yaşıtlarımın hayatlarını görüyordum.
Biri yurt dışına taşınmış.
Biri şirket kurmuş.
Biri evlenmiş, çocuk sahibi olmuş.

Ben hâlâ kirada, hâlâ ne yapmak istediğini tam bilmeyen biriydim.
En çok da şu cümle yoruyordu beni: “Artık bir şeylere geç kaldın.”

Bir akşam üniversiteden eski bir arkadaşımla buluştum. O da 28 yaşındaydı. Yazılım öğrenmeye yeni başlamıştı. “Sıfırdan giriyorum bu işe,” dedi. Gülerek ekledi: “En kötü 30’uma kadar acemilik çekerim.”

Bu cümle beni çarptı.
Ben 30’u bitiş gibi görüyordum.
O, başlangıç için iki yıl plan yapıyordu.

O gece eve dönünce hayatımda ilk defa dürüst bir hesap yaptım.
28 yaşındaydım. Ortalama bir ömür düşünürsek önümde en az 40 yıl vardı.
40 yıl.

Ben iki–üç yılı “geç kaldım” diye çöpe atıyordum.

Çocukluğumdan beri teknolojiye merakım vardı ama “bu saatten sonra olmaz” diyerek hiç ciddiye almamıştım. Ertesi gün ücretsiz bir online kursa kaydoldum. İlk hafta zorlandım. İkinci hafta daha az zorlandım. Üçüncü hafta bırakmayı düşündüm.

Ama bırakmadım.

Çünkü ilk defa bir şeyi “başarmak zorundayım” diye değil, “denemek istiyorum” diye yapıyordum.

Altı ay sonra küçük projeler almaya başladım. Büyük paralar değildi. Ama kendi emeğimle, kendi gelişimimle kazandığım paraydı. O özgüven hissi, yıllardır eksik olan parçayı yerine koydu.

Bir gün babamla konuşurken “Ben galiba yolumu yeni buluyorum,” dedim.
Babam güldü: “Oğlum, ben kırkımdan sonra meslek değiştirdim. Sen neyin geçinden bahsediyorsun?”

O an şunu fark ettim:
Geç kalmak çoğu zaman takvimle ilgili değil.
Korkuyla ilgili.

Ben başarısız olmaktan korktuğum için başlamıyordum.
“Geç kaldım” bahanesi, denememek için güvenli bir sığınaktı.

Şimdi 29’uma yaklaşıyorum. Hâlâ öğreniyorum. Hâlâ eksiklerim var. Hâlâ yaşıtlarımla kendimi kıyasladığım günler oluyor. Ama artık şunu biliyorum:

28 yaş bir son değil.
Hiçbir yaş tek başına son değil.

Hayatta geç kalan tek şey,
başlamak için cesaret toplamayı ertelemek.

Ve bazen insanın gerçekten büyüdüğü an,
“Daha bitmedi” dediği andır.

Comments (0)

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top