Ben Murat. İstanbulda İtfaiye Eri olarak çalışıyorum.
Bu satırları vardiya dönüşü, itfaiye istasyonunun arka odasında yazıyorum.
Üzerimde hâlâ duman kokusu var. Çıkmıyor. Ne üniformadan, ne içimden.
34 yaşındayım. Yedi yıldır itfaiyeciyim.
İnsanlar bizi cesur sanır. Korkuyu tanımadığımızı düşünür.
Oysa korku, en iyi bizimle yaşamayı öğrenir.
Bugün bir çocuk çıkardım enkazdan.
Ya da çıkardığımı sandım.
Yangın eski bir apartmandaydı. Merdivenler çökmüş, içerisi zifiri karanlık.
Isı öyle yüksekti ki maskenin içi bile yanıyordu.
Üçüncü katta bir odadan ses geldi. İnce bir ses.
“Buradayım.”Koştum.
Kapıyı kırdım.
Yatağın altında saklanmıştı. Sekiz yaşlarında. Belki dokuz.
Kucağıma aldığımda titriyordu ama yaşıyordu.
O an, bütün yorgunluğum geçti
Merdivenlere yöneldiğimde tavan çöktü.
Geri dönmek zorunda kaldık.
Alternatif çıkış ararken, bir patlama oldu.
Sonrasını net hatırlamıyorum.
Sadece şunu biliyorum:
Dışarı çıktığımda kucağım boştu.Ambulansın önünde diz çöktüm.
Kimse bir şey söylemedi. Söyleyemedi.
Zaten itfaiyecilere “geçmiş olsun” denmez.
Ya görevdir, ya kader.
Akşam eve gittiğimde kızım kapıyı açtı.
Altı yaşında.
Boynuma sarıldı.
“Baba bugün yangın söndürdün mü?” dedi.
“Evet,” dedim.
Söndürdüm.
Ama bir çocuğun gözlerindeki korkuyu söndüremedim.
Bir annenin çığlığını susturamadım.
Ve en kötüsü…
O çocuğun yüzü, kızımın yüzüne çok benziyordu.
Gece uyuyamadım.
Gözümü kapattığımda siren sesi değil, o ince ses geliyordu:
“Buradayım.”
Eşim fark etti.
“Bir şey mi oldu?” dedi.
“Yok,” dedim.
Çünkü biz itfaiyeciler de konuşmaz.
Biz de güçlü olmak zorundayız.
Çünkü insanlar yanarken ağlayamazsın.
Çünkü sen çökersen, bina değil herkes çöker.
Ama insanın içi de yanıyor.
Ve oraya su tutamıyorsun.
Ertesi gün yine vardiyaya geldim.
Aynı üniforma.
Aynı botlar.
Aynı sessizlik.
Komutan omzuma vurdu.
“Alışırsın,” dedi.
Alışılmıyor.
Sadece içine gömüyorsun.
Benim işim yangın söndürmek.
Ama kimse bana,
içimdeki alevlerle ne yapacağımı öğretmedi.
Belki bir gün biri sorar.
Gerçekten sorar.
“İyi misin?” diye değil,
“Ne taşıyorsun?” diye.
O gün konuşurum.
Belki.Şimdilik susuyorum.
Ve her yangında, biraz daha içim yanıyor.

