Anlatıcı: Elif, 16 yaşında
İzmir / 2017
Ben Elif. 16 yaşındaydım. O zamanlar İzmir’in kenar bir semtinde yaşıyorduk. Gri binalar, yorgun yüzler, sessiz sokaklar… Bizim mahallede kimse fazla konuşmazdı zaten. Herkes kendi derdindeydi.
Annem hasta. Babam yok. Gitti. Bir sabah evi terk etti ve bir daha dönmedi. Annem o günden sonra gözlerinin içindeki ışığı kaybetti. Bense büyümek zorunda kaldım.
Liseye gidiyordum. Sınıf birincisiydim. Türkçeyi çok severdim. Kitapları da. Özellikle kadınların hikâyelerini okurdum. Ama hiçbirinde kendimi tam olarak bulamazdım. Belki de beni kimse yazmamıştı daha.
Yan dairemizde Ferhat Abi vardı. 32 yaşındaydı. Herkes onu severdi. Esnaf bir adamdı. “Abin gibi, kardeşin gibi” derdi annem. Bize ekmek getirdiği çok olmuştu. İlk zamanlar, iyi biriydi sanki.
Ama sonra değişti.
Bir gün, annem hastanedeyken kapıyı çaldı. “Bir şey lazım mı?” diye sordu. İçeri girdi. Sonrası… anlatması zor. Kendi bedenime yabancılaştığım anı hatırlıyorum. Kıpırdayamadım. Bağırmadım. Korktum.
“Anlatsan kim inanır ki Elif? Herkes beni tanır. Bir tek sen kaybolursun bu mahallede.”
Bunu söylediğinde, zaten kaybolmuş gibiydim. O gün, aynaya bakamadım. Ama kimse fark etmedi. Ertesi gün okula gittim. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Gülümsemem, cümlelerim, bakışlarım… hepsi maskeydi artık.
Sonraki haftalarda defalarca oldu bu. Kapıyı kilitlesem bile yolunu buluyordu. Annemden gizledim. Ona yük olmak istemedim. Zaten hasta kadındı, kaldıramazdı.
Okulda hocalar “neden içine kapandın” dediler. Ama hiçbiri gerçekten bakmadı gözüme. Arkadaşlarım “yine depresyona mı girdin” deyip geçtiler. Kimse gerçekten duymadı sesimi. Çünkü sustum.
Bir gün bir deftere her şeyi yazdım. İsmini, ne yaptığını, nasıl hissettiğimi… Son sayfaya da şöyle yazdım:
“Eğer bir gün beni bulursanız, bilin ki kendi elimle kaybolmadım. Sadece artık dayanamadım.”
O gece annem erken uyudu. Sessizdi ev. Her şey olması gerektiği gibi… sadece ben fazlaydım. O fazlalığı ortadan kaldırmak istedim.
Kimse duymadı çığlığımı. Ertesi sabah bedenimi bulan annem, o defteri bulmadı. Çünkü yırttım. O son gece, “kimsenin bilmesine gerek yok” dedim kendi kendime. Belki biri duysaydı değişirdi bir şeyler, bilmiyorum.
Ferhat Abi hâlâ orada. Yan dairede. Herkese selam veriyor. Bayramda şeker dağıtıyor çocuklara. Mahalle onu hâlâ çok seviyor.
Ben yokum.
Ama burada, bu satırları okuyan biri varsa… belki beni sayar, belki bir gün bir başka Elif’i duyar.

