Anlatıcı: Zeynep, 17 yaşında
Bursa / 2014
Adım Zeynep. O zamanlar 11. sınıf öğrencisiydim. Bursa’nın Nilüfer ilçesinde, sıradan bir devlet lisesine gidiyordum. Sessizdim. Kalabalıklarda yok olmayı seven bir kız. Kendi halimdeydim işte.
Babam uzun yol şoförü. Ayda bir gelir eve. Annemse evlere temizliğe gidiyor. Küçük iki kardeşim var. Evin büyüğü olmak, yaşımı büyüttü belki. Çocukluk falan bırakmadı bende. Sabahları kahvaltıyı hazırlayıp okula gitmek, akşam dönerken ekmek almak, kardeşlerimi yıkayıp yatırmak… Bunlardı hayatım.
Ama okul… okul başka bir yerdi. Orada biraz nefes alabiliyordum. Ta ki o güne kadar.
Yusuf Hoca.
Beden eğitimi öğretmenimiz. Öğrenciler ona bayılırdı. Şaka yapardı, espriliydi. Karizmatikti. Ama ben onun gözlerine hiç güvenemedim.
İlk başta ufak bir şeydi. Koridorda yalnız yakaladı beni, kolumu tuttu. “Korkma kızım, sadece sohbet edeceğiz” dedi. Bir öğretmen bir öğrencinin tenine bu kadar yakın olmamalıydı. İçim ürperdi ama ses etmedim. Sonra mesajlar başladı. Telefon numaramı nasıl buldu bilmiyorum. Belki yoklama kâğıdından aldı. Belki başka bir öğretmenden.
“Bugün okuldan sonra gel. Konuşmamız lazım. Gelmezsen annenin çalıştığı yere giderim.”
Ne demekti bu?
Sonraki günlerde daha fazlası oldu. Sözlü taciz. Zorla sarılma. Okulda kimsenin olmadığı zamanları kolluyordu. Korkuyordum ama anlatamıyordum. Çünkü kimse bana inanmazdı. O Yusuf Hoca’ydı. Saygın biriydi. Evime kadar gelmekle tehdit ettiğinde artık ne yapacağımı bilemez hale geldim.
Boğuluyordum. Sanki bedenim bana ait değildi. Her sabah okula gitmek midemi bulandırıyordu. Tuvalete saklanıp ağlıyordum. Bir gün, temizlikçi Hatice Teyze beni fark etti. “İyisin ya Zeynepciğim?” dedi. Gözlerim doluydu. Başımı salladım. Bir şey demedim ama o an birinin beni fark ettiğini hissettim.
Bir hafta sonra yine tuvalette başka bir kızı ağlarken gördü. Sonra bir başka kızı… Ve anladı Hatice Teyze. Bize tek tek yaklaştı. Önce konuşmadık. Ama o pes etmedi. Güven verdi. Kanıt istedi. Gönderen mesajları gösterdim. Kayıt yaptı, videolar çekti.
Ve bir gün…
Sabah okula geldiğimde bütün Bursa ayaktaydı. Manşetlerde ismi vardı: “Öğretmene Taciz Soruşturması.” O gün okula polis geldi. Yusuf A. götürüldü. Mahkeme başladı. Her şeyi inkâr etti. Ama mesajlar, görüntüler, biz… susmadık artık.
Ben o gün ağlamadım. Sadece şunu söyledim:
“Kimse duymadı beni. Ama Hatice Teyze duydu.”
Yıllar geçti. Şimdi hukuk okuyorum. Kadınlar, çocuklar için mücadele ediyorum. O gün sustuğum her saniye içime işlemişti. Şimdi konuşuyorum. Çünkü sustuğumuz her dakika, bir başkası da susturuluyor.
Ve biliyor musunuz?
Hayatımı bir temizlik görevlisi kurtardı.
En temiz insanlar, en kirli işleri yapanlarmış bazen.
Ben buna inandım.

