Adım Mehmet. Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşıyorum. 6 Şubat 2023 sabahı, saat 04.17’de hayatımın ve belki de Türkiye’nin gördüğü en büyük felaketlerinden biriyle uyandım: Kahramanmaraş merkezli, 7.7 büyüklüğünde bir deprem…
O anı tarif etmek imkânsız. Duvarlar üstüme kapandı, ev yıkıldı, karanlık, toz, çığlıklar… Her şey saniyeler içinde oldu. Kendime geldiğimde nefes alacak bir boşluk vardı, ama hareket edemiyordum. Enkazın altındaydım.
Dakikalar Gün Oldu, Günler Umuda Dönüştü
İlk gün sadece su borusundan damlayan suları yalayarak yaşadım. Sonra o da kesildi. Zaman kavramını yitirdim. Bir gün olmuş, beş gün olmuş… bilemedim. Açlık, susuzluk, karanlık ve yalnızlık insanın en derin korkularını ortaya çıkarıyor. Ama pes etmedim. Çünkü biri gelecek, beni kurtaracak diye içimden bir ses sürekli fısıldadı.
Bazen uzaklardan sesler duyardım. “Sesimi duyan var mı?” diye bağırdılar. Ben de bağırdım ama sesim çıkmadı. O an öleceğimi sandım. Ama bir mucize oldu.
278 Saat Sonra: Gözlerimi Gün Işığına Açtım
On bir gün geçmişti. 278 saat boyunca tek başıma, bir metrekarelik alanda, yıkık duvarların arasında yaşadım. Enkazı kazarken biri parmaklarımı fark etmiş. “Burada biri var!” diye bağırmışlar.
Seslerini duyduğumda ilk defa ağladım. Kurtarıldım. Yüzüm güneşe döndü. O an hayatım boyunca bir daha hiçbir şeyi dert etmeyeceğime yemin ettim.
Bu Sadece Benim Hikayem Değil…
Ben hayatta kaldım ama binlerce insan sevdiklerini kaybetti. O yüzden bu hikayeyi sadece bir mucize olarak anlatmıyorum. Aynı zamanda bir uyarı olarak yazıyorum.
Türkiye bir deprem ülkesi. Bugün ben anlatıyorum, ama yarın bir başkası enkaz altında kalabilir. Lütfen, deprem gerçeğini unutmayalım. Binamızı kontrol ettirelim, hazırlıklı olalım.
Ben o karanlıktan çıktım. Şimdi tek amacım, başkalarının orada kalmaması.

