Adım İsmail.
35 yaşındayım. Şu an belediye otobüsü kullanıyorum. Küçükken sorarlardı, “Büyüyünce ne olacaksın?” diye. Ben hep “mimar” derdim. Çizim yapmayı severdim çünkü. Cetvelle dümdüz çizgiler çekmek hoşuma giderdi. Hayatın da öyle dümdüz gideceğini sanıyordum.
Gitmedi.
Babam ben 19 yaşındayken felç geçirdi. Evde tek düzenli gelir onun maaşıydı. Üniversite sınavını kazanmıştım ama şehir dışına gitmem gerekiyordu. Annem “Git, biz idare ederiz” dedi. Ama edemeyeceğimizi biliyordum.
Kaydımı dondurdum.
Bir yıl çalışırım, sonra dönerim diye düşündüm.
O bir yıl sekiz yıl oldu.
Önce minibüs hattında muavinlik yaptım. Sabah 5’te kalkıp akşam 9’da eve dönüyordum. Yorgunluktan çizim yapacak hâlim kalmıyordu. Sonra ehliyet büyüttüm. Direksiyon başına geçtim. Para biraz arttı ama zaman azaldı.
İnsanlar otobüse binerken şoföre bakmaz. Kartını basar, telefonuna gömülür. Ben de kimsenin hayatında görünmez bir figür gibi hissederdim kendimi. Duraktan durağa gidip gelen bir gölge.
Bir gün arka kapıdan yaşlı bir amca bindi. Kartı okumadı. İnsanlar homurdanmaya başladı. “İndirin şunu,” diyen bile oldu. Aynadan baktım, eli titriyordu. Yanına gittim. Cebinden eski bir fotoğraf düştü. Genç bir adam, asker kıyafetiyle.
“Okumuyor evladım,” dedi.
Kartı aldım, kendi kartımla bastım. Yerine oturttum.
İnerken yanıma geldi. “O fotoğraftaki benim,” dedi. “Gençken şoför olmak isterdim. Direksiyon başındaki adam bana hep güçlü gelirdi.”
O gün ilk kez direksiyona farklı baktım.
Ben mimar olamamıştım belki. Ama her gün yüzlerce insanı evine, işine, hastanesine, okuluna taşıyordum. Birinin geç kalmamasını sağlıyor, birinin annesine yetişmesine yardım ediyordum.
Hayat hep çocukluk hayalini vermiyor.
Ama bazen başka bir yerden anlam veriyor.
Geçen sene açık öğretime yazıldım. Mimarlık değil. Ulaştırma ve trafik bölümü. İşimi daha bilinçli yapmak istedim. Durak planlamaları, şehir içi ulaşım sistemleri… Meğer yıllardır içinde olduğum şey başlı başına bir uzmanlık alanıymış.
Şimdi direksiyon başındayken kendimi görünmez hissetmiyorum.
Bir şehrin damarlarında dolaşıyorum gibi geliyor.
Mimar olamadım.
Ama yine de insanları bir yerden bir yere taşıyorum.
Bazen hayal ettiğin bina yükselmez.
Ama sen yine de birilerine yol olursun.

