Yazan: Kaan Uslu
Yazım Tarihi: 3 Şubat 2020
Anlatıcı: Ayhan
Anlatıcının Yaşı: 39
Yer / Zaman: Konya – Ankara Otobüsü / 2015
Ben Ayhan.
Bu hikâyeyi yazdığımda otuz dokuz yaşındayım. Anlattığım günlerde ise otuz dördüm ve her şeyi ertelemeyi marifet sanıyordum.
2015 kışıydı. Konya’dan Ankara’ya giden gece otobüsüne bindim.
En arka koltuğu seçtim. Bilerek.
Kimseyle göz göze gelmemek için.
O gün işten ayrılmıştım.
İstifa demek daha havalı duruyor ama kovuldum aslında.
Sebep basitti: “uyum sağlayamamak.”
Ne demekse artık. Otobüs hareket etti.
Camdan dışarı baktım.
Şehir geride kalırken içimde garip bir rahatlama oldu.
Sanki beni tanıyan herkes orada kalmış gibiydi.
Yanıma yaşlı bir adam oturdu.
Konuşmadı.
Zaten ben de konuşmak istemiyordum.
Bir süre sonra telefonum kapandı.
Şarj bitmişti.
İlk kez kimseye ulaşamaz hâlde kaldım.
Garip ama iyi geldi.
Mola yerinde herkes indi.
Ben inmediğim için şoför dönüp baktı.
“İyi misin?” dedi.
“İyiyim,” dedim.
Yalan değildi.
O an fark ettim.
İlk defa bir yere yetişmiyordum.
Kimse beni beklemiyordu.
Kimse benden bir şey istemiyordu.
Ankara’ya vardığımızda hava aydınlanıyordu.
Otobüsten indim.
Soğuktu ama gerçekti.
O gün ne iş buldum ne de hayatım değişti.
Ama şunu öğrendim:
Bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey,
arka koltukta kimseye görünmeden
bir süre gitmek.

